Araştırmalar

IoT (Internet of Things)

Hayal Edin…

İşten ayrılıp eve doğru yola çıktığınızda, buzdolabınız eksiklerin listesini hazırlayıp arabanıza gönderiyor, ve arabanız dolaptaki eksikleri almanız için trafik yoğunluğuna göre en sık kullandığınız marketleri navigasyon sistemine yansıtıyor. Bütün bunlar olurken siz sadece arabanızı kullanıyorsunuz. Kulağa harika gelmiyor mu?


IoT Kavramının Doğuşu ve İlk Çalışmalar

IoT yani ‘Internet of Things’, dilimizde ise ‘Nesnelerin İnterneti’ anlamını taşıyan kavram ilk olarak 1999 yılında Kevin Ashton tarafından kullanıldı. Ancak bu alanda ilk çalışma biraz daha eskiye dayanıyor. 1991 yılında Cambridge Üniversitesinde ;bir kaç profesör, ofisleri farklı katlarda olup tek bir kahve makinesini kullanmaya çalışan 15 akademisyen bir çözüm üretmeye ihtiyaç duyarlar. Bunun sonucunda dünyanın ilk web kamerası ile kahve makinesinin dakikada 3 görüntüsünü çevrimiçi olarak bir networkte paylaşan Xcoffee adını verdikleri sistemi geliştirirler. Böylece bir nesnenin durum verisine göre davranmayı uygulamış oldular. 


Hızla büyüyen bir alan…

IoT için verdiğim örnek büyük bir kumsalda yalnızca bir kum tanesi, bu kavram için tek sınır ise her zamanki gibi hayalgücü. Geniş bir pencereden bakıp açıklamak istersek herhangi  bir nesnenin bir şekilde internete erişip diğer nesnelerle veya merkez diyebileceğimiz bir birimle iletişim kurabilmesi diyebiliriz. IoT konseptli ürünler pazar payını o kadar hızlı büyütüyor ki  günümüzde 11-12 milyar civarı ürün internete erişebilirken Gartner’in araştırmasına göre 2020 yılında 50 milyar ürünün bir şekilde internete bağlanacağı öngörülüyor.

Günümüz ürünlerinden bir kaç farklı örnek verecek olursak; 

Hapifork: Düzenli beslenmenizi sağlamaya yönelik üretilen akıllı bir çatal, hızlı yediğinizde ya da fazla yediğinizde sizi uyarıyor bu sayede beslenmenizi düzene sokuyor. 

Micoach Akıllı Top: Bu akıllı futbol topu topa kaç km/h hızla vurduğunuzu, kaç şutunuzun gol olduğu gibi verileri ölçebiliyor. 

Belki de en güzel örnek Google tarafından 3.2 milyar dolara satın alınan Nest. Bu sistem, kendi uygulaması üzerinden evinizin sıcaklığını uzaktan kontrol edebilmenizi sağlıyor. Bunun yanı sıra duman dedektörü sayesinde tehlikelere karşı sizi haberdar edebiliyor.



Endüstri 4.0 ile birlikte…

IoT, endüstri 4.0 ile birlikte üretim alanında verimi arttırmaya fazlasıyla yardımcı oluyor. Akıllı fabrikalar, akıllı tarlalar vb. sistemler gerçek zamanlı kontrol sağlaması ve nesnelerin, makinelerin, üretim bantlarının iletişim kurabiliyor hale gelmesiyle büyük bir tasarruf ve verim sağlıyor. Öyle ki sistem sahip olduğunuz bir tarlanın toprak analizini yapıp size en verimli ve karlı ne yetiştirebileceğinizi söyleyebiliyor.


IoT İle oluşan Big Data ve Güvenlik

Peki bütün bunlar olurken atlanmaması gereken çok önemli bir konu var o ise ‘güvenlik’. Geliştirilen, geliştirilecek akıllı sistemler ile sabah kahvaltımızdan tutun, giydiğimiz iç çamaşırlarına kadar her şey belki de bir veri olarak kaydedilir duruma gelecek ve sahip olduğumuz bütün nesnelerde bu veri kullanılabilir halde bulunacak. Günümüzde dijital anlamda ne kadar güvendeyiz ve ileride de ne kadar güvende olacağız büyük bir soru işareti gerçekten.

Merak ettiğim bir diğer konu ise IoT ve yapay zeka sistemlerinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkacak kullanımlar. Akıllı bir evin aynı zamanda yapay zekaya sahip olduğunu  sizin yaşamınızı şekillendirdiğini düşünün. İşe giderken trafik durumunu hesaba katıp sizi ona göre bir saatte uyandıran, kalktığınızda size kıyafet seçen, kahvenizi hazırlayan, fırında poğaçalarınızı ısıtan bir ev. Bu kavram hayatımıza daha neler getirecek bekleyip göreceğiz.

 

Yazar Hakkında

Enis Can Yılmaz

Fırat Üniversitesi Yazılım Mühendisliği bölümü öğrencisi. Mobil uygulama geliştirme ve web programlamaya meraklı, kişisel gelişim ve yazılımsal incelemeleri yapmayı seven biri :)

Yorumlar

  • Ben işlerimi ihtiyaçlarımı giderecek bir robot yapmayı tercih ederdim. Elinizin altındaki her makineye ileri teknoloji yüklediğinizde açığınız çok olur. Nasıl ki insan beyni her vücut azasının işleyişini yönetiyor ise tüm komutları ihtiyaçları algılıyor ve uygulamaya geçiriyor ise tek bir merkezden yönetim en doğrusu.
    Bu yüzden ben insan anatomisinin beyinde işleyiş mekanizmasını anlaşıldığı kadarıyla bir robota uyarlama taraftarıyım. Tek merkezden idare edilme açığınızı minimuma düşürür. Bilgilendirme için teşekkür ederim. Emeğinize sağlık güzel bir makale olmuş….

    • Tek bir merkezden yönetim konusunda, açıkları daha aza indireceği doğru ancak bu sefer de ortaya çıkan büyük veri ve sayısız internete bağlanabilen nesnelerin yükünü nasıl taşıyabileceği de ayrı bir soru işareti haline gelir, öyle bir donanımı üretmek büyük mesele fikrimce dahasını bekleyip yaşayacağız 🙂 Teşekkürler düşünceleriniz için.

Yorum Ekle